En eski şark medeniyetlerinin doğduğu
Mezopotamya,
633-642 yılları arasında İslam
toprakları arasına girdi.
Emeviler
ve
Abbasiler
dönemlerinde, en parlak devresini
yaşadı. O zamanlar Bağdat dünyanın en
önemli kültür ve ticaret merkeziydi.
Irak,
637
yılında Müslümanlar tarafından
fethedilmesinden sonra
Ali bin Ebu
Talib döneminde İslam'ın
merkezi haline getirilmiş ve başkent
Kufa'ya
taşınmıştır. Ali ile Emeviler arasındaki
Saffayin
savaşı da Irak sınırları
içinde olmuştur. Bu savaşın ardında bu
bölge günümüze kadar süren farklı mezhep
ve etnik grupların mücadelelerine sahne
olmuştur. Emeviler döneminden sonra
Abbasiler bu bölgeye hakim olmuş
ardından
1055
yılından itibaren
Selçukluların hakimiyetine
girmiştir.
1258
yılından itibaren
Moğol
istilasına uğramış ve iki
yüzyıl onların kontrolünde kalmıştır.
Tarihi kaynaklar, Bağdat
Kütüphanesindeki eserlerin atıldığı
Dicle Nehri’nin
günlerce mürekkep renginde aktığı ve
binlerce ciltlik kitabı
Basra
Körfezi’ne taşıdığını
kaydederler. Ve telef edilen/yok edilen
binlerce kitapla ilimde kaç asır geri
gidildiği dikkate değer bir nokta olup
aynı zamanda bize Bağdat’ın o günkü ilmi
seviyesini gösteren önemli bir husustur.
Daha sonraları Akkoyunluların
hakimiyetine (1444-1467)
giren,
1499-1508
yılları arasında
Safevilerin
istilasına uğramıştı.
Şiilik
ve
Sünnilik
arasındaki fark Safeviler döneminde
özellikle yaratılmıştır.
Safaviler
kendi iktidarlarını bu mezhep
farklılığına dayandırıp
oluşturmuşlardır. Irak,
Osmanlı
Devleti ile
İran'lı
hanedanları arasındaki hakimiyet
mücadelesine sahne oldu. Bu mücadele
1534'te
Osmanlıların lehine sonuçlanmış ve ülke
1917'ye
kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştır.
Abbasi dönemi
750-1258
hariç, Irak başka bir yerde merkezi olan
bir imparatorluğa tabi olmuştur,
(Umaydiler, Moğollar, İlhanlılar ve
Osmanlılar) ya da Doğu Akdeniz ülkeleri
ile İran arasındaki sınır bölgesini
oluşturmuştur.
I. Dünya
Savaşı esnasında Osmanlının
Ortadoğu'dan
çekilmesini neden olan bazı yerel
isyanlar olmuştur. Bu isyanlarda
İngilizlerin kışkırtmalarıyla
Mekke
Emiri Şerif Hüseyin kullanıldı.
Şerif
Hüseyin ve oğullarına
Osmanlının yıkılmasından sonra kurulacak
olan
Büyük Arap
Devletinin Krallığı vaad
edildi. Fakat gerçekler söylendiği gibi
değildi. Ortadoğu farklı bir paylaşıma
sahne oluyordu.
Britanya,
Fransa
ile yapılan
Sykes-Picot
Anlaşması uyarınca
Musul’u,
Fransızların
Verimli
Hilal’in (Mısır’da Nil
nehrinin suladığı alanı,
Levant’ı
-bugün
İsrail’in
bulunduğu yer dahil- ve Fırat’la Dicle
nehirlerinin suladıkları alanı kapsar)
kuzeyindeki etki alanından
uzaklaştırmıştır ve bilahare
Milletler
Cemiyeti’nin de
Filistin
ve Irak yönetimini Britanya’ya bir hak
olarak tanımasıyla Britanya
Nil’den
İndus’e
kadar kırılmaz bir stratejik üstünlük
sağlamıştır.
Sykes-Picot
Anlaşması
1916
yılında Fransız ve İngilizler arasında
bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma
özellikle Ortadoğu'nun bugünkü haline
gelmesine sebep olması açısından
önemlidir. İngiliz subay
Mark Sykes
ile Fransız subay
François
Georges-Picot
Kahire'de
bir araya gelerek masa başında
Ortadoğu'yu iki ülke arasında
paylaştırdılar. Bu anlaşmaya göre yeni
yapay devletler kuruldu. Sykes-Picot
hattı denilen bu sınırlar, o dönemin
koşullarında Dünyanın iki büyük
emperyalist gücü olan
İngiltere
ve
Fransa'nın
Ortadoğu'ya
bakış açılarını yansıtmaktadır. Fransız
ve İngiliz subaylar bölgenin
etnik
ve
dinsel
yapısını göz önünde
bulundurmadan sadece kendi çıkarları
doğrultusunda
harita
üzerinde yeni ülkeler oluşturup bazı
etnik grupları da parçaladılar. Bu
anlaşma sonucunda kurulan devletlerden
Irak,
Ürdün,
Filistin
İngiliz bölgesi;
Suriye,
Lübnan
Fransız bölgesi oldu.
Modern
Irak tarihçesi
[değiştir]
2004 Yılında önerilen bayrak
Saddam Rejiminden
sonra kullanılmaya başlanan
Irak bayrağı
Modern Irak, 1920’de Osmanlıların I.
Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle birlikte
İngilizlerin Osmanlı eyaletleri olan
Musul, Bağdat ve Basra’yı yeni bir
politik oluşum olarak değiştirmeleri
sonucu, Fırat-Dicle Havzasını kontrolü
altına alan ve yakın bir bölge devleti
tarafından yönetilmeyen yeni bir
oluşumdur.
İngilizler başta ülkeyi bizzat
yönetmeyi düşünmüşlerse de ancak halkın
sert muhalefetiyle karşı karşıya
kalmışlardır. Çıkan isyanlarda özellikle
Şii halk rol almışlardır. Şiilerin
çoğunlukta olduğu
Necef,
bu dönemde isyanın merkezini
oluşturmuştur. Sonuçta İngilizler
tarafından
Muhammed
bin Abdullah Muhammed'in
soyundan gelen
Kral Faysal
Irak'ın başına geçirilmiştir. Bu
yöntemle İngilizler hem Irak'a tamamen
hakim olmak hem de Osmanlının ardından
doğan halife boşluğunu bu şekilde
doldurarak diğer İslam ülkelerine de
etki etmeyi planlamıştır
Kral Faysal başa geçmesiyle beraber
yaşanan en önemli gelişme Arap
ulusçuluğunun teorisyeni
Sati el
Hüsri'nin Irak'a
getirilmesidir. Onun kurduğu Arap
birliğine yönelik eğitim sistemi
özellikle Şii grupların tepkisini
toplamıştır. Kral Faysal güçlü ve
bağımsız bir Irak kurabilmenin yolunun
güçlü bir ordudan geçtiğini biliyordu.
Bu nedenle bu tip bir ordunun oluşması
için çalışsa da Iraklı Kürtler ve
Şiilerin olumsuz tavrıyla karşılaşmış ve
askere almalarda daima sorunlar
çıkartmışlardır. Her iki topluluk da
Sünni Araplara asker olarak hizmet
etmeyi reddetmişlerdir.
İlerleyen yıllarda Sünnilerle Şiiler
arasındaki entegrasyon süreci yaşanmış
karşılıklı evlilikler ve ticaret
ilişkileri olmuştur.
1928
gelindiğinde 88 kişilik Irak
parlamentosunda 26 Şii üye vardı.
1930
yılında Irak hükümeti bağımsız bir
devlet olma yolunda İngiltere ile 25
yıllık bir anlaşma imzalarken,
1932
yılında
Milletler
Cemiyeti'ne bağımsız bir
devlet olarak katıldı.
1933
Kral Faysal'un ölümünün ardından ülkede
dinsel ve etnik çatışmalar arttı.
1935'te
İtalyanların
Habeşistan'ı
işgali Ortadoğu ülkeleri arasında
özellikle güvenlik endişesinin
oluşmasına sebep olmuştur. İtalyanların
Kuzey Afrika'da kurduğu bu hakimiyeti
Yemenle
yaptığı anlaşmayla
Kızıldeniz'in
çıkışını kontrol eder hale gelmesiyle
Ortadoğu'ya taşımayı planlıyordu. Bu
nedenle Ortadoğu ülkeleri arasında
Sadabat
paktı kuruldu.
1936
yılında genç reformcuların desteğini
kazanan Hikmet Süleyman adlı eski bir
politikacı
Kürt
kökenli bir Albay olan
Bekir Sıdkı'nın
liderlik ettiği bir askeri darbeyle
hükümeti ele geçirdi.Bir süre sonra ordu
içindeki muhalif bir kanat Bekir
Sıdkı'yı öldürerekyönetime ağırlığını
koydu. Böylece ordu içindeki hiziplerin
çatışmasına dayanan hükümetler dönemi
başladı.
Kral Gazi'nin
II. Dünya
Savaşı'ndan kısa bir süre
önce bir araba kazasında ölmesi üzerine
yerine dört yaşındaki oğlu
II. Faysal
geçti. Yeni kralın amcası Emir Abdullah
naip olarak yönetimi üstlendi.
1941'de
ise Mayıs harekatı olarak bilinen ikinci
bir darbe oldu.
II. Dünya
Savaşı yıllarında hakim
güçler arasında yaşanan mücadele Irak
üzerinde de olmuştur. Almanlar
yaptıkları darbe ile kendilerine yakın
bir yönetimi başa getirseler de, yapılan
ikinci darbe ile İngilizler tekrar
hakimiyeti kurmuşlardır. İkinci Dünya
savaşı yıllarında Türkiye sınırlarına
kadar gelen Almanların amaçlarından
birisi de Türkiye'yi geçerek Irak'taki
yandaşlarına yandım edip, buradaki
İngiliz hakimiyetini kırmaktı. Fakat
daha sonra Alman ordularının Rusya'ya
dönmesi, Türkiye'nin işgali ve Irak'a
ulaşma planlarından vazgeçmesine sebep
oldu. İngilizler Irak'ı da Almanya'ya
karşı savaşa girmeye teşvik etse de Irak
yönetimi Türkiye'yi örnek alarak aynı
politikaları izlemiş ve savaşa
girmemiştir.
1945
yılında Arap ülkeleri bir araya gelerek,
bir
Arap
Birliği örgütü kurdular. Arap
Birliği harekatı Arap ülkeleri arasında
milliyetçilik duygularının da artmasına
sebep oldu. Bunu sonucu olarak da Irak,
Suriye,
Ürdün
ve
Lübnan
bir tek ülke olarak birleşme düşüncesi
ortaya atıldı. Arapların birleşme
düşüncesini özellikle İngiltere
destekliyordu. Bu birleşme ile
İngilizler, Suriye ve Lübnan'daki
Fransız hakimiyetini kaldırarak bu
bölgeleri de kendi hakimiyeti altına
almayı amaçlıyorlardı. Diğer güçlü bir
Arap ülkesi olan
Mısır'da
bu birleşmeye karşı çıkıyordu. Onun
endişesi ise Arap dünyasının en büyük
ülkesi olma özelliğini yitirecek olması
idi. Ortadoğu'da İngilizlerin etkisinin
zayıflaması,
İsrail
devletini kurulması, Mısır'ın muhalefeti
gibi nedenlerle bu birlik fikri hayata
geçirilemedi.
1960'lı
yıllarda Mısır ve Suriye'nin
birleşmeleri dışında Arap ülkeleri
arasında bir birleşme yaşanmadı.
İsrail'in kurulması ile Arap Türkiye
ilişkileri yeni bir dönem girdi.
ABD'nin
etkisi ile
Türkiye'nin
İsrail devletini tanıması Arap
ülkelerinde tepki ile karşılandı.
Türkiye bu tepkileri azaltmak ve yeni
müttefikler bulabilmek için Irak'la
yakınlaşmaya çalıştı ve ABD ve
İngiltere'nin aktif katılımlarıyla
Bağdat
Paktını imzalandı.
İkinci Dünya savaşı sonrası Dünya
üzerindeki güç dengelerinde büyük
değişmeler yaşandı. İngiltere
hakimiyetini yitirirken ortaya çıkan
boşluğu ABD ve Sovyetler doldurmaya
başladı. Irak ise bu dönemde
Sovyetler
Birliği yanında yer aldı.
Irak'ta nakliye yapılan başlıca iller;
Bağdat
Diyali
Basra
Erbil
Kerkük
ırak devletine ait bilgiler
Etnik yapi: Irak halkinin % 77'si
Arap, % 19'u Kürt, % 1.7'si Türk'tür.
Bunlarin yani sira her birinin orani %
1'den daha az olan Farisiler
(Iranlilar), Lurlar, Nasturiler ve Iber
- Kafkas Çerkezleri yasamaktadir.
Dil: Resmi dil Arapça'dir.
Halkin dörtte üçünden fazlasi Arapça
konusur. Yukarida anilan etnik
unsurlarin dilleri de konusulmaktadir.
Din: Resmi din Islâm'dir. Irak
halkinin % 97'si Müslümandir.
Müslümanlarin % 57'si Sii - Caferi, %
43'ü Sünnidir. Sünnilerin çogunlugu
Safiidir. Ancak Hanefîlerin orani da
Safiilerin oranindan çok az degildir. %
2 oraninda hiristiyan vardir.
Hiristiyanlarin üçte ikiye yakini
ortodoks, üçte bire yakini katolik az
bir kismi da protestandir. % 0.7
oraninda Yezidi, % 0.2 oraninda Sabii,
çok az sayida da yahudi mevcuttur.
Cografi durumu: Bir Ön Asya
(Ortadogu) ülkesi olan Irak, kuzeyden
Türkiye, dogudan Iran, güneydogudan
Basra Körfezi ve Kuveyt, güneyden Suudi
Arabistan, batidan da Ürdün ve Suriye
ile çevrilidir. Topraklarinin % 13'ü
tarim alani, % 10'u otlak, % 4'ü orman
ve çaliliktir. Bölgelere göre degisiklik
arz eden bir iklimi vardir.
Yönetim sekli: Irak'ta tek
partili bir siyasi sistem hâkimdir. 22
Eylül 1968'den buyana yürürlükte olan
anayasa devletin en üst yöneticisi olan
devlet baskanina oldukça genis yetkiler
tanimaktadir. Hükümet devlet baskani
tarafindan olusturulur ve baskan
istedigi zaman hükümeti veya herhangi
bir üyesini degistirme yetkisine
sahiptir. 250 üyeli, sinirli birtakim
yetkilere sahip parlamentosu
bulunmaktadir. BM, IKÖ (Islâm Konferansi
Örgütü), Arap Devletleri Birligi, OPEC
(Petrol Ihraç Eden Ülkeler Teskilati),
IMF (Uluslararasi Para Fonu), Islâm
Kalkinma Bankasi gibi uluslararasi
örgütlere üyedir.

Siyasi partiler: Irak'ta
resmen taninmis olan tek siyasi parti
Arap Sosyalist Baas Partisi'dir. Bu
partinin savundugu Baas ideolojisinin
kurucusu ve fikir babasi hiristiyan
asilli Misel Eflak'tir. Bu ideoloji
sosyalizm, laiklik ve Arap
kavmiyetçiligi ilkeleri üzerine oturur.
Baas ideolojisine göre Islam, Arap
medeniyetinin bir ürünüdür.
Tarihi: Irak topraklarinin bir
kismi Hz. Ebu Bekir (r.a.) zamaninda
Halid ibnu Velid (r.a.) komutasindaki
Islâm ordusu tarafindan fethedildi.
Irak'in tamaminin fethi ise ikinci
halife Hz. Ömer (r.a.) zamaninda
gerçeklestirildi. Tarihte önemli birer
ilmi ve ticari merkez rolü üstlenmis,
günümüzde de Irak'in en önemli
sehirlerinden olan Basra ve Kufe
sehirleri Hz. Ömer (r.a.) zamaninda
kurulmustur.
Hz. Ali (r.a.) zamaninda hilafet
merkezi Medine'den Kufe'ye nakledildi.
Hz. Ali (r.a.)'nin oglu Hz. Hüseyin de
Kufe yakinlarindaki Kerbelâ'da sehid
edildi.
Emeviler döneminde hilafet merkezi
Sam (Dimesk)'di. Onlardan sonra gelen
Abbasiler döneminde ise merkez Bagdat
oldu. Abbasi halifelerinden Mu'tasim
döneminde 835 yilinda hilafet merkezi
Samarra sehrine tasindi ve 892 yilina
kadar da burasi merkez olarak kaldi. 899
- 1030 yillari arasinda 131 yil süreyle
Irak'in güneyinde kalan bölgelerde ve
bazi Körfez bölgelerinde Karmatiler
hüküm sürmüslerdir. Karmatiler,
Fatimiler'e bagliydilar ve Siilerin
asirilarindandilar. Karmatiler,
Abbasileri ve Sii bir yönetim olan
Buveyhileri uzun süre ugrastirmislardir.
Abbasi hilafeti 892 yilinda yeniden
Bagdat'a tasindi. Ancak eski topraklarin
tümü üzerinde otorite saglayamadi. Zaman
içinde Abbasilerin siyasi alandaki
otoriteleri zayifladi ve siyasi
otoriteyi Buveyhilere birakarak dini
otoriteyi ellerinde tutmakla yetindiler.
Buveyhilerin izledikleri kötü yönetim
Irak'in çesitli bölgelerinde
ayaklanmalara ve bazi bölgelerin merkezi
idareden ayrilmasina yol açti.
1055'te Büyük Selçuklu hakanlarindan
Tugrul Bey Bagdat'i ele geçirerek
Buveyhi saltanatina son verip
Abbasilerle isbirligi içine girdi. Bu
tarihten sonra Abbasi hilafeti
Selçuklularin destegiyle ayakta kalmaya
devam etti. Ancak Irak topraklarinin
tamami üzerinde otorite saglayamadi.
Bazi bölgelerdeki yerel yönetimler yine
varliklarini sürdürdüler. Öte yandan
sonraki yillarda Abbasi hilafetiyle
Irak'ta kurulan Selçuklu idaresi
arasinda çesitli anlasmazliklar ve
çarpismalar oldu. Önceleri Büyük
Selçuklular'a bagli olan Irak
Selçuklulari, Basra Körfezi çevresinde
1194 yilina kadar hâkimiyet sürdüler. Bu
tarihte Irak Selçuklulari hâkimiyetine
son veren Harezmsahlar bölgeye hâkim
oldular.
Mogollarin 1258'de Bagdat basta olmak
üzere Irak topraklarini isgal etmeleri
üzerine Irak'taki Abbasi idaresi sona
erdi. Mogol istilacilar Harezmsahlar'in
saltanatina da son verdiler. Mogollar
Bagdat'ta ve Irak'in genelinde büyük bir
katliam ve yikim gerçeklestirdiler.
Bundan sonra 3 yil 4 ay süreyle hilafet
makami açik kaldi. Daha sonra Misir'da
yönetimi elinde bulunduran Memlüklerden
Baybars, 9 Haziran 1261'de Abbasi
veliahti Ebu'l-Kasim Ahmedi'l-Mustansir
bi'llah'i halife ilan etti. Böylece
Abbasi hilafeti Kahire'de varligini
sürdürdü. Mogollar Irak topraklari
üzerindeki hâkimiyetlerini 1335'e kadar
sürdürdüler.
1336'da Bagdat'i baskent edinerek
Irak topraklarina hükmeden Celayirli
hanedani kuruldu. Celayirli yönetiminin
sürdügü sirada, 1393 ve 1401 yillarinda
Timur ordulari iki kez Bagdat'i isgal
ederek yagmaladilar.
Bagdat 1411'de Karakoyunlular'in
eline geçti. Karakoyunlular
saltanatlarini 1468'e kadar sürdürdüler.
Onlardan sonra da Bagdat ve çevresine
Akkoyunlular hükmettiler. 1508'de
Bagdat'i ve Irak'in tamamina yakin bir
kismini Safeviler ele geçirdiler ve
1534'e kadar buralar onlarin
hâkimiyetinde kaldi. 1534'te ise Bagdat
ve çevresini Osmanlilar ele geçirdiler.
Osmanlilar, bundan bir süre sonra
1546'da, Basra bölgesinde de etkinlik
gösterdiler. Ancak Basra 1699'da
Osmanlilara baglandi. 17. yüzyilin
baslarinda bir ara Safeviler yeniden
Bagdat'i isgal ettilerse de Osmanli
Devleti çok geçmeden geri aldi.
Ingilizler I. Dünya Savasi'nin patlak
vermesiyle birlikte ilk önce Basra olmak
üzere Irak topraklarini isgal etmeye
basladilar. 1918'de Irak'in tamami
Osmanlilar'dan ayrildi. Ingilizler 23
Agustos 1921'de Serif Hüseyin'in üçüncü
oglu I. Faysal'i Irak krali yaptilar.
(Ürdün'ün ilk krali Abdullah da Serif
Hüseyin'in ikinci ogludur.) Kral Faysal
Ingilizler tarafindan korunuyordu ve
onlarin bu ülkedeki çikarlarini
korumakla görevlendirilmisti. Kral
Faysal'in yönetimi 8 Eylül 1933'e kadar
sürdü. Yerine oglu Gazi kral oldu ve 4
Nisan 1939'a kadar kralligi sürdürdü. Bu
tarihte Gazi'nin Ingilizler tarafindan
gerçeklestirilen bir suikastla
öldürülmesi üzerine 4 yasindaki oglu II.
Faysal kral yapildi. Ancak yönetimi II.
Faysal'dan vekaleten ayni hanedandan
Abdulilâh ibnu Ali kral naibi olarak
elinde tutuyordu.
15 Temmuz 1958'de saltanata son
verildi ve genç kralla birlikte bütün
hanedan üyeleri öldürüldü. Bu olaydan
sonra ülkede krallik rejimine son
verilerek cumhuriyet düzeni ilan edildi
ve ilk devlet baskanligina General
Abdülkerim Kâsim getirildi. Baslangiçta
halkin destegini elde eden Abdülkerim
Kâsim daha sonra genis çapli
ayaklanmalarla karsi karsiya geldi.
Baasçilar 9 Subat 1963 tarihinde
gerçeklestirdikleri bir darbeyle
Abdülkerim Kâsim'i görevden alarak
öldürdüler. Bundan sonra devlet
yönetimine Baas Partisi hâkim oldu ve
devlet baskanligina da Albay Abdüsselâm
Muhammed Arif getirildi. Daha sonra
Baasçilar arasinda bazi anlasmazliklar
ortaya çikti ve Abdüsselâm Arif bazi
kisileri saf disi etti. Abdüsselâm
Arif'in 14 Mayis 1966'da bir helikopter
kazasinda ölmesi üzerine yerine kardesi
Abdurrahman Muhammed Arif geçti. Onun
döneminde ordu yönetimde önemli bir
etkinlik kazandi. 17 Temmuz 1968'de de
ordudaki Baasçilar Tümgeneral Ahmed
Hasani'l-Bekr'in öncülügünde bir darbe
gerçeklestirerek yönetimi ele
geçirdiler. Bu devrimle birlikte
gençliginden beri Baasçilar arasinda yer
alan Saddam Hüseyin de yönetimde etkili
bir konuma geldi.
-
EKİM 2007 tarihinde, insani yardım
kuruluşu Deniz Feneri Derneği ile
yapılan işbirliği neticesinde;
Derneğin hibe ettiği muhtelif gıda,
g m, kırtasiye malzemeleri ile 2.240
Adet battaniye, 6.010 mt. Kumaş ve
300 koli bebek bezi’nden oluşan
133.763,34.- USD değerindeki
muhtelif insani yardım malzemeleri
Irak’a gönderilmiştir.
-
Ekim 2007 tarihinde, Mübarek Ramazan
Ayı münasebetiyle pirinç, şeker,
sıvı yağ, salça, fasulye, şehriye,
makarna, kuru üzüm, çay, siyah
zeytin ve tatlı ihtiva eden 2.705
koli kuru gıda maddesinin Irak'ta
temin edilmesi sağlanarak muhtaç
durumdaki 2.705 aileye dağıtımı
yapılmıştır.
-
EYLÜL 2007 tarihinde, Mübarek
Ramazan Ayı münasebetiyle pirinç,
şeker, sıvı yağ, salça, fasulye,
şehriye, makarna, kuru üzüm, çay,
siyah zeytin ve tatlı ihtiva eden
18,5 Kg.lık 1350 koli kuru gıda
maddesinin Irak'ta temin edilmesi
sağlanarak muhtaç durumdaki 1.350
aileye dağıtımı yapılmıştır.
-
Vakıf bursundan yararlanan
yaklaşık 300 öğrenciye her ay
burs ve eğitim yardımı
yapılmakta, yılda iki kez
250'şer milyonluk giyim ve
kırtasiye yardımında
bulunulmakta, üniversiteyi
kazanan öğrencilerin
üniversiteye müracaat harçları
ödenmiş ve yüksek lisans ve
doktora öğrenimi gören
öğrencilerin mezuniyet tez
giderleri karşılanmaktadır.
Ayrıca Yabancı Öğrenci Sınavı
için Türkiye'ye gelen Türkmen
öğrencilerin TÖMER ücretleri,
YÖS Hazırlık Eğitim Giderleri
ile Yurt Ücretleri ile maddi
durumu kötü olan
öğrencilerimizin çeşitli eğitim
kurumlarında gördükleri kurs
giderleri ve ihtiyaç duydukları
ders aletlerinin giderleri
karşılanmaktadır.
-
Irak'taki Türkmen okullarında okuyan
öğrenciler için hazırlanan
kitapların giderleri (yeniden yazım,
film çekimi, dizgi, basım, dağıtım
vs.) karşılanmıştır.
-
Kerkük Şifa Dispanseri'nin
ihtiyaç duyduğu tıbbi malzemeler
temin edilmiştir.
-
Şifa Dispanseri kanalıyla her ay
Kerkük ve çevresindeki köylerde
sağlık taraması
gerçekleştirilmektedir.
-
Tedavi olmak maksadıyla Sifa
Dispanseri ve ITC kanalıyla
sevkli olarak Türkiye'ye gelen
hastaların iaşe ve ibate
giderleri ile tahlil, tedavi ve
ilaç masrafları karşılanmakta,
ayrıca Türkiye'de tedavi
olduktan sonra Irak'a dönerek
tedavilerine Irak'ta devam
edilen hastaların ilaç ve tedavi
masrafları, hayatını kaybeden
hastaların cenaze masrafları
karşılanmaktadır. Ayrıca Türkmen
hastaların istifadesine sunulan
Misafirhanelerin aylık zaruri
giderleri karşılanmaktadır.
-
Kerkük'te sağlık hizmeti veren
Şifa Dispanseri'nin hizmete
yönelik zaruri harcamaları
karşılanmaktadır.
-
Mısır'da aylık olarak yayınlanan
"Türkmen Sedası" isimli derginin
basım giderleri karşılanmaktadır.
-
Türkmen Sanatçılar Birliği ve Müzik
Topluluğu, Irak Türkmenleri Siyasi
Tutuklular ve Şehit Aileleri Derneği
ile diğer Türkmen kuruluşlarının
talepleri doğrultusunda ihtiyaçları
karşılanmaktadır.
- 2007 yılı içerisinde, İnsan Hakları
Merkezi'nin Irak'ta faaliyet gösteren
bürolarının hizmete yönelik zaruri
harcamaları, merkez tarafından aylık
olarak yayınlanan "El-Mizan-Terazi"
isimli gazetenin yayın giderleri ile
merkezin yurt dışında katıldığı
toplantıların giderleri
karşılanmaktadır.
-
İsveç'te aylık olarak yayınlanan
"Mezopotamya" isimli derginin basım
giderleri karşılanmaktadır.
- Türkiye'ye gelerek çeşitli temas,
görüşme ve istişare toplantılarında
bulunan Türkmen heyetlerinin iaşe ve
ibate giderleri karşılanmaktadır.
-
Irak'ta faaliyet gösteren
terzihane'ye zaruri ihtiyaçlarını
karşılayabilmesi maksadıyla aylık
620.- USD tutarında nakdi yardım
yapılmıştır.
-
Türkmeneli Kültür Merkezi Binasının
1nci katı, Türkmeneli İşbirliği ve
Kültür Vakfı Global Strateji
Enstitüsü hizmetine sunulan daire ve
Türkmeneli Radyo Televizyonu Ankara
Stüdyosu'nun onarımı yaptırılmış ve
Ankara Stüdyolarına ilave ek stüdyo
kurulmuştur.
- Türkmeneli Radyo Televizyonu'nun
Kerkük Stüdyoları ile Ankara'da faaliyet
gösteren Ocak - 80 Stüdyosu'nun ihtiyaç
duyduğu elektronik malzemeler USİDER ile
işbirliği içerisinde temin edilmektedir.
- Irak'ın Kerkük Şehri'nde tesis
edilen Türkmeneli Radyo Televizyonu'nun
TÜRKSAT, NİL-SAT uydu bağlantı ücretleri
karşılanmaktadır.
-
Türkmen kuruluşlarının düzenlediği
muhtelif toplantı, sempozyum, anma
törenleri, tanıtım faaliyetleri,
program, kokteyl, ve resepsiyon gibi
etkinlikler desteklenmektedir.
- Türkmen toplumunun tanıtımı
maksadıyla, ITC ve ITKYD ile Vakfımıza
bağlı kuruluşlar tarafından hazırlanan
kitap, dergi, salname, takvim, ajanda,
bayrak ve benzeri tanıtım malzemelerinin
giderleri Vakfımız tarafından
karşılanmıştır.
- Yardıma muhtaç durumdaki insanlara
nakdi yardım yapılmıştır.
-
TÜBİKAM ile yürütülen işbirliği
neticesinde; "Anadolu Coğrafyasında
Doğum - Düğün ve Ölüm" isimli
belgeselin Irak çekimleri Türkmeneli
TV tarafından gerçekleştirilmiştir.
-
Irak Türkmenleri ile ilgili olarak;
"Ağlama Sevdam - Kerkük Gerçeği"
belgeselinin yapım çalışmaları devam
etmektedir.
-
Irak'ta yaşanan olaylar neticesinde
acil olarak ihtiyaç duyulan 750.-
koli ilk yardım malzemesi, 200 Adet
malzemeli ilk yardım çantası, 100
çift koltuk değneği, 500 Adet
battaniye ile 1.000 Adet bebek
maması ile ekonomik durumu kötüleşen
ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere
1.000 koli beheri 23,5 kg.'lık kuru
gıda maddesi ve 1.100 koli 1,5 Lt.lik
pet su temin edilerek Irak'a
gönderilmiştir temin edilerek Irak'a
gönderilmiştir.
-
|